Uyku Hakkında


“ Çevremizin bize zorla giydirdiği kıyafeti uykumuzda üstümüzden çekip atarız. Böylece (ve ancak o zaman) bize belkide ürkütücü gibi gelebilecek bir özgürlüğün farkına varırız. Rüyasal gerçeklik içinde artık her arzumuz gerçek olabilir. Usta bir insan, kendisini anlayabilmek için rüyalarını anlamaya çalışır...” (Emerson)

Uyku, bedenimizdeki hücre yenilemesi ve fizyolojik onarılım için önemli bir ihtiyaçtır. Söz konusu yeniden yapılanma ve onarılımı psikolojik boyutta da düşünebiliriz. Rüyalarımızda uyanık halimize ait mantık kuralları geçerli değildir, dolaysıyla rüyalar özgür ve yaratıcı benliğimizi ortaya koymamızı sağlar.

Hayattaki bazı gerçeklikleri görebilmek için uykunun sağladığı özgürlük alanına ihtiyaç duyarız. Uyanık halimizin “saçmalık” diye yaftaladığı pek çok his, görüntü, hatıra vs. kişinin özüne ait bilgiler içerebilir ve hatta bilgece mesajlar verebilir.

Uykudayken, her insanda potansiyel olarak var olan bilge sesi bastıran yaptırımlar ya da kurallar ortadan kalkar ve kişi uyanık halinden daha bilgece çözümlemelere varma fırsatı yakalar.

Kültürümüzde, önemli bir karar vermeden önce “sen bunun üzerine bir yat da öyle karar ver” denir ya...

Psikoanalitik teorisyenler rüyaları hem akılcı hem de akıldışı arzularımızın tatmini olarak değerlendirir. Arzuların tatmini yatıştırıcı olabilse de uyanık hal tarafından değerlendirildiğinde dehşet verici de görünebilir.

Heralükarda kıymetlidir; çünkü gerçekliğimize, özümüze en yakın bilgiyi verir.

Uykularınızın hem fizyolojik hem de psikolojik olarak en onarıcı halini deneyimlemeniz dileğiyle...